Panik bozukluk (panik bozukluğu), belirli bir durumla ilişkili olmayan sık yaşanan panik ataklar, ve bu panik atakların tekrar geçirileceği endişesiyle kendini gösteren bir bozukluktur.

Panik atak, ani şiddetli bir endişe, dehşet, korkunç bir şey olacağı hissi ile birlikte en az dört diğer belirtiyi içerir. 

DSM-V kriterleri açısından bakılınca, panik bozukluk için, kişinin beklenmedik ve tekrarlayan panik ataklar yaşaması gerekir. Belirli bir durum tarafından, mesela yılan görme sonucu tetiklenen panik ataklar fobi ile ilişkilidir ve bu durumda panik bozukluktan bahsedilemez. DSM-V, beklenmedik panik atakların görülmesi dışında, örneğin en az bir aydır devam eden ataklar olduğunda kişini ataklar ile ilgili endişelenmesini ya da davranışını değiştirmesini ayrı bir kriter olarak belirtmektedir. Dolayısıyla tanı konabilmesi için, panik ataklara gösterilen tepki de en az panik ataklar kadar önemlidir.

DSM Nedir?

DSM, The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders(Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı)’nın kısaltılmış halidir. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından yayınlanan DSM, ruhsal bozuklukların tanısı için açıklamalar, semptomlar ve diğer ölçütleri içerir. Tanıda kullanılan bu ölçütler, ruhsal bozukluğu olan hastaların tedavisinde profesyoneller, – klinik uzmanları arasında ortak bir dil oluşturmaktadır. Söz konusu kitabın en son V. versiyonu (DSM-V) yayınlanmıştır.

Panik bozukluk tanısı için, panik atakların tekrarlayıcı olması önemli olsa da, pek çok kişi sadece tek bir panik atak yaşar. Ancak bununla birlikte, bu kişilerin zihinleri “Acaba aynı şeyi tekrar yaşar mıyım?” sorusuyla çok fazla meşgul olur. Bu durum, beklenti anksiyetesi (kaygısı, bunaltısı, endişesi) olarak isimlendirilir.

Kısa bir özet yapacak olursak;

*  Panik atak ile panik bozukluğu aynı şey değildir.

*  Panik bozukluk için, tekrarlayan panik atakların yaşanması gerekir.

*  Yaşanılan panik atakların belirli bir durumda değil de, genel geçer durumlarda ortaya çıkması gerekir. Belirli (spesifik) durumlarda yaşanan panik ataklar başka tanıları çağrıştırır. Mesela, köpek gördüğünde yaşanan panik ataklar özgül fobiyi, tek başına bir yerde yemek yerken yaşanan panik ataklar sosyal fobiyi çağrıştırabilir. Bu da demektir ki, panik atak panik bozukluk dışında da görülebilir.

*  Panik bozukluktan bahsedebilmek için, tekrar panik atak yaşamayla ilgili, en az 1 aydır duyulan bir endişenin olması gerekir.

Panik Bozukluk Belirtileri Nelerdir?

Panik bozukluk belirtilerini Prof. Dr. Orhan ÖZTÜRK şu şekilde sıralıyor:

  • Genel görünüm ve davranış açısından: Panik bozukluğu yaşayan kişilerin görünümlerinde ve davranışlarında normal durumlarda bir bozukluk söz konusu değildir. Ancak panik atak esnasında, ileri derecede endişeli ve kaygılı görünürler.
  • Konuşma ve ilişki kurma açısından: Konuşma ve ilişki kurma açısından da normal durumlarda bir farklılık olmaz. Panik nöbeti esnasında ise kişi rahat değil, titrek bir sesle konuşur. Bu durumda kişi ile ilişki kurmak güç olabilir. Kişi daha çok panik yaşantısı ve aynı yaşantıyı tekrar yaşama ihtimali üzerinde konuşmak isteyebilir.
  • Duygulanım açısından: Panik nöbetleri (atakları) esnasında kişide ileri derecede korku ve uyarılma durumu olur. Panik atağı tekrar yaşama beklentisi tüm duygulanım sistemine egemen olur. Panik nöbeti geçtikten sonra, kişinin en büyük meselesi, panik atağı tekrar yaşama ihtimalidir.
  • Bilişsel yetiler açısından: Panik nöbeti dışında kişinin bütün bilişsel yetileri (yönelim, algılama gibi) yerindedir. Ancak panik nöbeti esnasında kişi sanki çevreyi tanımıyormuş, kişide bir algı bozukluğu varmış gibi görünebilir. Kişi zihinsel bir karışıklık içinde olabilir. Ayrıca kişi depersonalizasyon (kendine yabancılaşma) ve derealizasyon (gerçek duruma yabancılaşma) yaşayabilir.
  • Düşünce süreci ve içeriği açısından: Panik nöbeti dışında kişinin düşünce süreci ve içeriğinde bir bozukluk olmaz. Fakat çoğu kişi de “Ya nöbet tekrar gelirse!”, “Nöbet olursa acaba bana ne olur?” tarzında düşüncelerle kendini gösteren beklenti bunaltısı (kaygısı) söz konusudur.
    Siz de, yaşadığınız şeyin panik bozukluğu olup olmadığını, yukarıdaki belirtiler üzerinden değerlendirebilirsiniz.

Panik Bozukluk Nedenleri Nelerdir?

Panik bozukluğun etiyolojisi (oluşum sebepleri) hakkında günümüzde daha çok, nörobiyolojik, davranışsal  ve bilişsel yaklaşım ile ilgili düşünceler öne çıkmaktadır. Bütün bu yaklaşımlar, somatik (bedensel) değişimlere kişinin nasıl tepki verdiğine odaklanır.

  • Panik Bozuklukta Nörobiyolojik Faktörler: Nörobiyolojik açıdan bakıldığında panik atak, sempatik sinir sistemi aktivitesinde uyarılma ile korku devresinin yanlış yanlış ateşlenmesi sonucunda ortaya çıkar. Panik bozuklukta, korku devresinin özellikle locus coeruleus isimli bölümü önemlidir. Locus corelueus, beyinde nörepinefrin nörotransmiterinin (sinirsel aktarıcı) önemli kaynağıdır ve nöropinefrin sempatik sinir sistemi aktivitesini tetikleyen önemli bir rol oynar.

Yılan gibi, korkularını tetikleyen uyaranlara maruz bırakılan maymunların locus coeruleusnda aktivite artışı görülür. Ayrıca elektrik sinyali kullanılarak locus coeruleusları uyarıldığında maymunlar, bir panik atak yaşıyor gibi davranırlar. İnsanlarda locus coeruleus faaliyetini artıran ilaçlar, panik atakları tetikleyebilir ve klonidin ve bazı antidepresanlar, locus soeruleus aktivitesini azaltan ilaçlar panik atak riskini azaltır.

  • Panik Bozuklukta Davranışsal Faktörler: Panik bozukluğun etiyolojisinde, klasik koşullanma çok önemli bir rol oynar.

Panik ataklar sıklıkla, içsel bedensel duyumlar ile uyarılma (kalp atışını fark etme gibi) sonucunda başlar. Panik ataklar, kaygıyı tetikleyen durumlara ya da içsel bedensel duyumlar ile uyarılmaya klasik olarak koşullanmış tepkilerdir. Bedensel duyumlara tepki olarak, panik atakların klasik koşullanmasına içsel uyaranlara koşullanma denir. Bir kişi kaygının somatik (bedensel) belirtilerini yaşar, kişinin belirtileri ilk panik atağı takip eder. Ardından da panik ataklar, somatik değişikliklere karşı koşullu tepki geliştirir.

Psikolojiye uzak kişiler için durumu biraz daha anlaşılır kılmak adına, panik ataktaki klasik koşullanma sürecini maddeleyelim:

* Hayatın içerisinde olumsuz bir yaşam olayına (terk edilme, aşağılanma, utandırılma vb.) maruz kalırsınız. (Aynı zamanda psikolojik ve biyolojik olarak kaygıya yatkın bir tarafınız vardır.)

* Maruz kaldığınız olay kaygınızı (endişe, korku, bunaltı) tetikler.

* Kaygınızın, çok doğal olan hızlı kalp atışı, nefes darlığı gibi belirtilerini yaşarsınız. Ancak siz, bu  bedensel belirtileri tehlikeli bir durumun işareti olarak yorumlarsınız.

* Bu belirtiler ve belirtilerle ilgili inançlarınız, sizin panik atak yaşamanıza yol açar.

* Siz artık, asıl rahatsız eden ilk baştaki olayla değil, bedeninizde olan bitenle ilgilenmeye başlarsınız. Bedeninizde olan bitenlerin (kalbinizin hızlı atması, nefesinizin daralması, terlemeniz vb.), ilk tetikleyici olayın yol açtığı kaygının doğal bir sonucu olduğunu düşünmezsiniz. Bedeninizde anlayamadığınız tuhaf şeyler oluyor gibi gelir size ve dehşete kapılırsınız.

* Zihniniz bedeninizde olan bitenlerle dehşet yaşantısını eşleştirir. Adeta şöyle düşünürsünüz: Kalbim hızlı atıyorsa bu dehşet bir şey olacak demektir. 

* Vücudunuzun normal bir tepkisini de artık, panik atak (dehşet) işareti olarak algılarsınız. Diyelim ki beş katlı bir eve merdivenlerden çıktınız ve doğal olarak kalbiniz normalden hızlı atmaya başladı. Bu durumu, normal bir bedensel yaşantı olarak değil de büyük bir felaket işareti olarak algılarsınız.

  • Panik Bozuklukta Bilişsel Faktörler: Bilişsel yaklaşım (düşünce ve değerlendirme yapıları ile ilgili yaklaşım), bedensel duyumların katastrofik (felaket) olarak yanlış yorumlanmasına odaklanır. Buna göre panik ataklar, bir kişi bedensel duyumlarını yaklaşan felaketin habercisi olarak yorumladığında ortaya çıkar. Mesela siz, kalp hızındaki artışı yaklaşan bir kalp krizinin habercisi olarak yorumlanır. Bu düşünceleri kaygıyı artırır, artan kaygı daha fazla bedensel duyum ortaya çıkartır. Bu şekilde bir kısır döngü yaratılmış olur. 

Siz de panik bozukluk ve panik bozukluk belirtileri ile ilgili düşüncelerinizi yazının yorum kısmından benimle paylaşabilirsiniz. Görüşmek üzere.